201801110957_sindirgi-belediye-baskani.JPG “Sındırgı Kışın Termal Su İle Isınıyor”
"İzmir-İstanbul yolunun Sındırgı'dan alınmasıyla bölgede ciddi bir dış göç yaşanmaya başlandı. O gün ‘Sındırgı'dan adam olmaz' dediler ve tası toprağı toplayıp gittiler. Fakat bugün bir bir geri dönüyorlar." Bunları söyleyen Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş.
 
"Yol gitti, umut bitti" diyerek Sındırgı'dan ayrılanların bugün geri dönme sebebini öğrenmek için Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş'la konuştuk. İkinci kez belediye başkanı olan Yavaş, Sındırgı'dan umudunu hiç kaybetmeyenlerden.
 
Şimdi sözü hayallerini hayata geçirip, Sındırgı'yı eski günlere döndürmeye çalışan Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş'a bırakalım...
 
Kısaca sizi tanıyalım?
 
İsmim Ekrem Yavaş, Balıkesir Sındırgı Belediye Başkanıyım. İlk başkanlığımız 2004 tarihinde başladı. Daha sonra 2009 seçimlerini kaybettik, 2011'de milletvekili adayı oldum. Sonrasında 2014'de tekrar aday gösterildim ve tekrar belediye başkanlığını almış olduk. Aslen coğrafya öğretmeniyim, aynı zamanda Yağcıbedir El Dokuma Halı imalatıyla uğraşıyorum. Evli ve 3 çocuk babasıyım.
 
Sındırgı'nın tarihinden ve isminin hikayesinden bahsedebilir misiniz?
 
Sındırgı tarihte Carsea ve Koruköy adlarını alan eski bir yerleşim alanıdır. Sındırgı'ya tarih sırasıyla Lidyalılar, Persler, Bergamalılar, milattan önce 129 yılında Romalılar, Bizanslılar 11. yüzyılda da Selçuklular egemen olmuş. Beylikler döneminde Karesi Beyliği sınırları içerisinde kalan Sındırgı, 1323 yılında Osmanlıların eline geçti. Bu bölgeye Çavdar, Avşar, Yağcıbedir, Çepni, Karakeçili yörükleri yerleştiler.
 
Sındırgı'da yerleşik olarak Rumlar yaşarmış ve bölgenin kırsallarında konargöçer Türkler yaşamaktaymış. Şehrin merkezi ve ticarethaneleri Rumlara aitmiş. Bölgenin kırsallarındaki konargöçer halk merkezde bir araya geldiğinde hem merkezdeki yerleşik halkla hem de kendi aralarında sık sık anlaşmazlıklara düşermiş. Bu yüzden dönemin Bursa Valisi, İstanbul'dan Şerif Paşa'yı çağırır. Sındırgı'nın kurucusu olarak Şerif Paşa bilinir. Sındır makas demektir ve şehrin ismi makastan gelir. İki nehir arası Simav ve Cüneyt çayları arasında bulunan yerleşim yeridir. 
 
Sındırgı 1984 yılına kadar İstanbul- İzmir yolunun geçtiği bir ilçeydi. Tütün ve Yağcıbedir Halısı ile ekonomisini sağlıyordu. Susurluk ve Akhisar olmadığı dönemlerde bölgenin yol üzerindeki en aktif ilçesiydi. Yol boyunca onlarca lokantanın olduğu, Kertil geçidinden geçen araçların duraklama yeriydi.O zaman 54 bin nüfusa sahipti tabii şimdi bu nüfusta değil.
 
Bugün Sındırgı'nın nüfusu nedir?
 
Şu an nüfusu kırsalıyla beraber 34 bindir. Bugün merkez nüfusu 13 bin.
 
Bu nüfus kaybettiren göçün sebebi nedir?
 
Nüfusun düşme sebepleri arasında tütüne kota gelmesi denebilir. Tabi en büyük sebep yolun bizden alınmasıdır. İzmir-İstanbul yolunun bizden alınmış olması Sındırgı ilçesinin hareketli günlerini durgunlaştırdı. Ulaşımın zorlaşması, insanları göçe itmeye başladı. Eski haraketliliği olmadığından halı ile geçimi sağlayanlar azalmaya başladı ve göç vermeye başladık. İş, eğitim ve kişisel anlayışların değişmesiyle insanlar büyük şehirlere göç etmeye başladı. Hatta insanlar "Sındırgı'dan adam olmaz", "Yol gitti, umut bitti" diyerek ayrıldılar. Tabii şimdi geri dönüyorlar ama bu anlayışı kırmak zaman aldı.
 
Şimdi geri geliyorlar dediniz. Peki, Sındırgı'ya gelenlerin unutamadığı bir şey var mı?
 
Sındırgı eski bir kültürün ürünüdür. Küçük İstanbul ifadesinin kullanıldığı bir ilçedir. Sındırgı'ya gelenlere 'Neyini hatırlarsınız?' dediğinizde insanlar, 'Girişteki çınarları hatırlarız' derler. Bu çınarlar 1937 yılında İstanbul Dolmabahçe Barbaros Bulvarı'nı örnek alan Ali Ağa Zade Mehmet Efendi tarafından, 'Ben İstanbul'u burada yaşatacağım' diyerek, Sındırgı'nın girişine 1 km boyunca çınar dikmesiyle şehrimizin unutulmazları arasına girmiştir.
 
Ayrıca Sındırgı'yı insanlar tanırken iki noktadan tanır. Bir girişindeki çınarlar, iki Kertil dediğimiz virajlı orman içinden ilerleyen 30 kilometrelik güneşi görmeden geçilen yoluyla. Kertil yolunu 1984 öncesinde yolculuk yapan hiçbir kimse unutamaz.
 
Sındırgı geçimini neyle sağlar?
 
Eskiden tütüncü bir memlekettik. Sındırgı Türkiye'nin en çok kornişon üreten yeridir. Bunun sebebi de bizlerin göletler yaparak üreticiyi desteklememizdir. Yine sebzecilik yapılmaktadır. Roka, tere, maydanoz gibi yeşillik üretimimiz var. Ayrıca kapya biber, salçalık domates üretiliyor. Tütün üretimi de devam eder ama eskisi kadar değil. Bugün kırsallarımızda sebzecilik faaliyetleri yüksektir. Halk geçimini sebzecilik ve turizmle sağlar. 
 
Sındırgı'da başkanlığınız süresince neler yaptınız?
 
İlk hedefimiz, kaybettiğimiz değerleri nasıl kazanabiliriz oldu. ‘Ekonomimizi nasıl canlandırabiliriz, Sındırgı'yı eski şatafatlı günlerine nasıl geri döndürebiliriz?' diye projeler üretmeye başladık. Bunun için de ilçemizde iki bölgede bulunan termal su kaynaklarını değerlendirmeyi düşündük.
 
Emendere 32 derecelik doğal çıkışlı bir termal su kaynağıdır. Radon gazı ve selenyum birleşimli bir su, hücre yenilemesi ve gençlik iksiri olarak biliniyor. Eskidense uyuz hamamı diye bilinirmiş, deriyi yeniden yeniliyor diye.
 
 
İlklerin Şehri Sındırgı
 
2004 yılında eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın desteği ile Türkiye'de bir belediyenin başka bir belediye sınırları içerisinde yaptığı ilk tesisi Sındırgı'ya inşa ettik. Sındırgı'nın ilk termal oteli Emendere Termal Oteli açıldı.
 
Daha sonra 2006'da Sındırgı'yı Termal Turizm merkezi ilan ettirdik. İkinci termal su kaynağımız olan Hisaralan bölgesinde 98 derecelik bir su kaynağı vardı. Şu anda ishale hattı en uzun olan su kaynağımızdır. Bu su kaynağını ilçe merkezine getirerek ilçenin bu su kaynağından ısınmasını hedef edinmiştik ve 2008 yılında Türkiye'de ilk kez yapılan yap işlet devret metoduyla ihalesini gerçekleştirmiştik. Fakat görevimiz sona erince bu süreç bir duraklama yaşadı, 2014'te tekrar geldiğimiz zaman gerekli çalışmaları başlatıp, yüklenici firmaya işi 6 ayda bitirttik. Türkiye'de 20 ilçe termal su ile ısınıyor. Bunlardan bir tanesi de 2 buçuk yıldır Sındırgı. Sındırgı doğalgazla değil, termal suyla ısınan bir ilçe oldu.
 
Kaybettiğimiz değerleri yeniden geri kazanmak için termal ve turizm çatısı altında topluyoruz. Jeotermal kaynak, şehrin her şeyini değiştirdi. Sındırgı'ya oteller yapılmaya başlandı ve yapılmaya devam ediliyor. 
 
Ayrıca Türkiye'nin termalle ısınan ilk TOKİ binaları yapılıyor. 668 konutluk bir TOKİ projesi tamamlanmak üzere. Bu konutlar önce satıldı ve sonra yapıldı. Şehir mimarisine uygun 5 katı geçmeyen 140 dönüm arazi üzerine kurulan, şehre sıfır konutlar. Bu konutlardan 300 tanesine Sındırgı'da oturmayan insanlar talip oldu. Bu kişiler yıllar önce Sındırgı'dan ayrılmış ve şimdi geri dönüyor. Yani Sındırgı'dan adam olmaz diye ayrılanlar şimdi geri dönüyorlar.
 
Köylerimizde altyapımızı geliştiriyoruz, sosyal donatı alanlarının sayılarını arttırıyoruz. Kırsalda geçimini sebzecilikle sağlayan halkımız için 3 yıl içerisinde 20 tane sulama göleti yaptık ve bu rakamı arttırıyoruz. 
 
Yollarımızı döşedik ve yayalaştırma üzerine yoğunlaşarak, şehrimizin iki ana caddesini trafiğe kapattık. Ayrıca meydana bakan binaların cephe sağlıklaştırılması yapıldı, tabelalar tek tip ve dokuya uygun olarak değiştirildi. Şehrimize Şerif Paşa Meydanı kazandırdık. İnsanlarımız aileleriyle beraber vakit geçirebileceği, çocukların güvenle oynağı, el ürünlerinin satıldığı bir çarşı ve meydan oldu.
 
Cumhuriyet meydanımız vardı, sadece yeşillik vardı. Bizler orayı yeniledik ve bir etkinlik alanına dönüştürdük. Altına da bir otopark koyarak, trafik sorunumuzu azaltmaya başladık.
 
Balıkesir yolunu yaptık ve artık 2 buçuk saatte gidilen Balıkesir yolu, bugün bir saate indi. İzmir yoluna başladık şimdi, yol bittikten sonra İzmir'e bir saatte ulaşacağız.
 
 
Türkiye'deki Tek El Dokuma Halı Pazarı Sındırgı'da
 
Eski belediye binamız bizlere yetmemeye başladı ve yenisini yapma kararı aldık. Fakat binanın tepesinde bir leylek yuvası vardı ve bu leylek yuvasına dokunmadan yıkmak için leyleğin uçmasını bekledik. Ama uçmadı biz de yuvayı güvenli bir yere taşıdık. Daha sonra binayı yıktık, yeni binayı yaptık ve tepesine bir leylek yuvası ekledik. Leylek bu sefer de o yuvaya geldi. Leylek seçici bir kuştur, eğer bir yerde leylek görürseniz orası yaşanabilir bir yerdir. Çünkü leylekler doğal olan yeri tercih eder ve seçerler. Bunu bildiğimiz için Sındırgı'da 24 tane leylek yuvası belediyemiz tarafından koruma altına alınmıştır. Hatta belediye logomuzda da leylek yer almaktadır.
 
Termal bizim her şeyimiz ama biz bir yandan da Yağcıbedir Halısına sahibiz. Bu bölgemizin büyük bir değeridir. 3 bin yıllık bir tarihe sahip olan Yağcıbedir Halısı, deseni, boyası ve yapılışıyla bir sanat eserinden farksızdır. Türkiye'nin en kıymetli halılarından biridir. Türkiye'deki tek el dokuma halı pazarı cumartesi günleri Sındırgı'da kurulur.
 
Sındırgı Yağcıbedir Halısı Sanat Günleri Festivalimiz var. Barajımızda yelken yarışları yapıyoruz. Yamaç paraşütü yapan bir kulübümüz var. Balıkesir'in tek atlı cirit spor kulübü Sındırgı'dadır.
 
Hanımeli Çarşısı'nda kadınlarımız eskiden gelen bütün değerlerimizi ve kültürümüzü yansıtıyorlar. Üretilen gelenek göreneklerimizi yansıtan yöresel değerlerimizi burada insanlara sunuyorlar. Hanımeli Çarşısı'nda üretilen her şey el ürünüdür, buna torba da dahil. Ayrıca yine kültürümüzü yaşatabilmek ve bunu turizm ürünü haline getirmek için Yağcıbedir Halısı'nın desenlerini sofra bezinden, çantaya, masa örtüsüne hatta takılara kadar işledik. Çünkü Yağcıbedir deseni yaşanmışlık barındırır. 
 
Ayrıca Sındırgı'nın yüzde 57'si orman olan bir ilçe. 10 km boyunca uzanan baraja sahip. Merkez rakımı 225'le başlayıp bin 800 metrelik Ulus Dağı'na kadar yükseliyor. Ulus Dağı'nda 30 farklı endemik bitki türü var ve bunun dışında da Kertil Çam Kolonyamız var. Bunların hepsini bir araya getirip, Sındırgı'da bir aromatik bitkiler birimimizi kurduk. Bir lavanta bahçesi projesini hayata geçirdik, ilk ürünümüzü de aldık.
 
Bu yatırımlar ve hizmetler Sındırgı'da arsa ve daire fiyatlarını değiştirdi mi?
 
Tabii ki de dün ilçemizde bir lira olan yer bugün 3 lira. Bugün 350 bin liraya ev bulabiliyorsunuz. İstanbul'la yarışır hale geldi.
 
İleride ne gibi projeler düşünüyorsunuz?
 
Doğal kaynak suyun, termal kullanımı dışında devamı seracılıktır. Şu an 98 derece ile evleri ısıtıyoruz, 70 derece ile bu evlerden çıkıyor ve buradan seraya girecek oradan 50 derece ile çıkıp termal otele gidecek. Bunun için örnek seracılık çalışmalarımıza başladık. 
 
Hatta ilerleyen projelerimiz arasında jeopark var. Jeoparklarla "blue lagoon" denilen açık havuzlar, macera havuzları oluşturmak istiyoruz. Bunun örneğini yurtdışında gördüm ve bölgemizde bunu gerçekleştirmek hedeflerimiz arasındadır. Bir başka hedefimiz aynı termal tesiste iki ayrı çeşmeden iki ayrı termal suyu aynı anda sunabilmek. Bunu gerçekleştirebilirsek, bu dünyada bir ilk olacak.
 
Sındırgı'ya geldiğimizde neler yapabiliriz?
 
Atlıca spor kulübümüzde ata binebilirsiniz. Yamaç paraşütü yapabilirsiniz. Bir tanesi 7, bir tanesi 12 ve bir diğeri 21 km olan 3 tane trekking alanımız var. Bunlardan birinden doğaya açılabilirsiniz. Tarihi değerlerimizi gezebilirsiniz. Eski ve köklü bir tarihimiz var. Sındırgı'da her şey, buraya biri geldiğinde neler yapabilir üzerine kurulmuştur.
 
Sındırgı'yı ileride tarım mı yoksa turizm şehri olarak mı anacağız?
 
Şehri geçmişi ve kültürüyle yoğurarak, modern dünyaya uygun hale getirdik. Bu yüzden Sındırgı'nın geleceği termaldir ve turizmdir. Şehrin bütünü birbirine bağlıdır. Turizm için yapılan her şey Sındırgı içinden ve Sındırgı'nın üretimidir. Vatandaşlarımıza turizmle kalkınacağına yönelik eğitimler veriyoruz ve artık vatandaşımız bunu biliyor. Sındırgı'nın turizmle gelişeceğini burada turistin aldığı her hizmetin onun da faydasına olduğunu fark etti.
 
Dışarıdan gelen yatırımcıya ne önerirsiniz?
 
Dışarıdan gelen yatırımcının en büyük avantajı şu; Sındırgı termal turizm merkezi. Yani Sındırgı teşvik kapsamında olan bir yer. Turizmle ilgili bir yatırım yapacaksa devlet alan gösteriyor. Bizler de belediye olarak gereğinden fazla ilgili davranıyoruz. Amacımız ilçemizdeki turizm potansiyelini ortaya çıkartmak ve bununla anılmaktır.
 
 
Başkanla Özel
 
Bölgenizi iyi tanımanız, stratejik planlarınızı turizme tarıma dayalı olarak belirlemenizde coğrafya öğretmeni olmanızın etkisi var mı?
 
Mutlaka var. Ben Ankara Üniversitesi Dil Tarih mezunuyum ve bu da coğrafyadan çok tarih konusunda hayatıma çok şey kattı. Bugün coğrafya şehri oluşturan her şeyi öğrenebileceğiniz ögeleri size katar. Kültürel değerlere sahip çıkmakta dil tarihin size kattığı bir avantaj oluyor. Ayrıca kendim de halıcıyım, dokuma işini yapıyorum. Mazisinin ne olduğunu biliyorum. İnsanların hikayelerle yaşadığına inanıyorum.
 
En büyük hayaliniz nedir?
 
Şahsım adıma bir hayalim olamıyor. Başkanlık makamında olunca, toplum için hayalleriniz oluyor. Toplumumuzu ileri bir noktada görmek bizim en büyük halimizdir. Ülkemde tekrar Mimar Sinanları, Itrileri görmek istiyorum.
 
Sanatla aranız nasıldır?
 
El dokuma halının bütün aşamalarını bilirim. Yağcıbedir özellikle bütün aşamalarını hatta kullanılan ipliklerini bilirim.
 
Hobiniz diyebilir miyiz?
 
Hobim hatta hastalığım bile diyebiliriz. Hikayesi derindir.
 
Bir daha dünyaya gelseniz hangi mesleği seçerdiniz?
 
Mimar oldurdum. Mimarı çok ilgimi çekiyor ve insanları mutlu eden şeyin kendine ait binaların içinde yaşamak olduğuna inanıyorum. Binanın ve şehrin ruhu olmalıdır. Bana sorarsanız, herkesin evi kendisini yansıtır şekilde olmalı.
 
Sizce başarılı belediyecilik nedir?
 
Bir şehirde belediyenin şehrin dokusuna göre hizmet vermesi ve orayı kalkındırmasıdır. Bir belediyenin çalıştığını ve başkanın proje ürettiğini nasıl görürüz derseniz; eğer şehirdeki emlak değerlerinin yükseliş yaşanıyorsa ve şehir insanlarda psikolojik olarak orada yaşanır hissi veriyorsa, o şehirde belediyecilik başarılı şekilde çalışıyor demektir.
 
Balıkesir  | 11.01.2018