201707121207_Babaeski Bld Abdullah Hacı (4).JPG “5 Yıl Sonra Babaeski’yi Tanıyamayacaksınız”

Tarihi milattan önce 4 bin yılına dayanan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Babaeski, köklü geçmişi, tarihi eserleri, temiz havası ve insanlarıyla sizi kendine hayran bırakan bir ilçe.

Babaeski, Trakya’nın tam ortasında, batının kesişme yollarının olduğu noktada bulunuyor. İstanbul’a 150 Km mesafede, Avrupa’ya açılan iki sınır kapısına da 50 Km mesafe uzaklıkta,  Kırklareli’nin 8 ilçesinden biri.

Lüleburgaz, Çerkezköy, Çorlu gibi ilçelere göre sanayi açısından pek gelişmiş bir kent değil burası. Ancak Kapıkule ile İstanbul arasında yapılacak hızlı trenin hayata geçmesiyle Babaeski’nin kaderinin değişmesi bekleniyor.

Babaeski bir de adının rivayetiyle meşhur. Babaeski’nin ismi üzerine ortaya atılan iki iddiadan en ilginç olanı,  Aziz Nicolas yani Noel Baba.  Alman tarihçilerinin iddiasına göre Noel Baba, Babaeski’de öldü ve şehrin isim babası oldu. Bu tartışmalara girmemeye gayret gösteren ve bunun siyasetçilerin değil, tarihçilerin işi olduğunu vurgulayan Babaeski Belediye Başkanı Avukat Abdullah Hacı, kentin tarihi eserlerine çok kıymet veriyor.

Sizin için gezdiğimiz Babaeski’nin tarihi ve geleceği üzerine Babaeski Belediye Başkanı Abdullah Hacı ile sohbet ettik.

Şimdi sözü, Babaeski Belediye Başkanı Avukat Abdullah Hacı’ya bırakıyoruz;

Babaeski’nin İsmi Nereden Geliyor? Babaeski’nin Tarihinden Biraz Bahsedebilir Misiniz?

Babaeski’nin tarihi çok eski, M.Ö 4 bin yılına kadar dayanıyor. Traklar tarafından kuruluyor Babaeski. İlk yerleşen millet Traklar ve adına Burtizo diyorlar. Daha sonra Yunanlılar Babaeski’ye Bulgara Pyhgon yani Bulgar Bozgunu demeye başlıyor. 7. Ve 13 yüzyıllarda bölgeye Bizans İmparatorluğu hakim oluyor. 1360’lı yıllarda Murat Bey tarafından Babaeski alınıyor. 1361 yılında kalıcı ve sürekli fetih tarihi 1361 olarak geçmekte. I. Murat’la beraber Türklerin eline geçen Babaeski’nin o zaman ki adı Babay-i Atik olarak konur. Eski baba anlamına gelmektedir. İsmi üzerine iki tane iddia var.

Bir tanesi; Fatih Sultan Mehmet 1450 yılında Balkanlardan İstanbul’a giderken Babaeski’den geçiyor ve burada bir ayakkabı tamircisine rastlıyor. O’na soruyor, “Baba yaşın kaç?”. Tamirci cevap veriyor, “baba çok eski” o günden sonra Babaeski kalıyor.

İkinci iddia da Almanlara ait.  Alman tarihçi Stephan Gerlach ve Hans Joachim Weber’in iddiaları ve araştırmalarına göre; Bizans İmparatorluğu’nda  Diokletianus  tarafından Hristiyanlığın yasaklanır ve Kostantinus ‘un tahta geçmesiyle Hristiyanlık serbest bırakılır. Hatta Bizans’ın resmi dili haline getiriyor ve Hristiyan azizler, Hristiyanlığı yaymak için buradan Avrupa’ya gidiyorlar. Bunlardan bir tanesi de Aziz Nikola yani Noel Baba. Hristiyan azizler, Havsa’da bir toplantı yapıyor. Aziz Nikola, toplantı sonrası İstanbul’a dönmek istiyor ama Babaeski’de rahatsızlanıyor, ölüyor ve buraya gömülüyor. Hatta 1877 yılında Osmanlı- Rus savaşı sırasında, Ruslar Noel Baba’nın anısına mezarının olduğu araziye bir kilise yapmak istiyorlar. Bölge halkı karşı çıkıyor ve kilise yapılamıyor. Bugün arazi üzerinden demiryolları geçti, binalar kuruldu. Bir kazı yapılsa ulaşılabilir mi bilinmiyor. Hristiyan inancına göre burada bir baba yaşadı ve öldü, bu yüzden Babaeski’nin adı Aziz Nikola’dan geliyor diye ait bir iddia.

Yani, Babaeski’nin adına ait iki tane iddia var .

Ayrıca Babaeski belediyesi olarak 1854 yılında kuruluyoruz ve Osmanlı’dan kalma il ve ilçe beledilerin ilklerindeniz.

Babaeski’yi Nasıl Tanımlarsınız?

Babaeski, Trakya’nın tam ortasında yer alan. Kesişme yollarının olduğu bir noktada, İstanbul’a 150 Km mesafede, sınıra 50 Km mesafede nüfusunun yüzde 95’ini Balkanlardan gelen göçmen vatandaşların oluşturduğu, yeniliklere açık, hoşgörülü, misafirperver ve affedici huzur dolu bir kenttir. Babaeski son yıllarda alt yapısını tamamlamış, şehrin makyajına başlanmış bir kent. Ben Babaeski’yi güzel bir kadına benzetiyorum, makyajını yapıyoruz. Babaeski, tarihiyle, doğasıyla, toprağıyla kimlikli bir kent.

Babaeski’nin Demografik Yapısından Bahsedebilir Misiniz?

Nüfusumuz 30 bin, bugüne kadar göç veren bir şehirdik ama bu yıl ilk defa 500 kişi göç aldık. Yaşlı ve emekli nüfusumuz fazla, emeklilerimizin çocuğu devlet memuru emeklisi ve göçle gelenlerde memur emeklisi. Okuma yazma oranımız yüksek, Babaeski’de okuma yazma bilmeyen yok. Kadın nüfusumuz daha fazla. Daha çok emeklilerin tercih ettiği, rahat ve huzurlu bir kentiz, göçü de buna bağlıyoruz.

Kentin Geçim Kaynağı Nedir?

Hayvancılık ve tarım. Babaeski’de, Avrupa Birliği Uyum Kriterlerine uygun olarak tarım arazileri korunmakta ve sanayi için mor noktaya sahip. Sanayiniz gelişmedi, mor nokta sanayi alanımızda 16 fabrikamız var. Bu yüzden asıl geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Tarımda Buğday, Ayçiceği, Bodur Kiraz, Erik, Deveci Armut’u yetiştiriliyor. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan çiftlikleri var. Hatta Babaeski’de tarımla uğraşan vatandaşlarımız yenilikçi tarım arayışlarındalar ve birlikte hareket ediyorlar. Birlikler, kooperatifler kurdular ve ürünlerini bütünlük içerisinde piyasaya sunuyorlar. Çiftçimiz bağlı olduğu birliği pazarlıyor, birlik piyasaya çıkarıyor ve bu birlikte hareket etmeleriyle genişleyerek büyüyorlar. Hatta yenilikçi tarım arayışları ve denemelerine Avrupa Birliğinden kredi alan yapılar bile var.

Babaeski Belediyesi’nden En Çok Ne İsteniyor?

Şu an yol. Çünkü iki yıldır alt yapıyı bitirmek için bütün şehri kazdık ve şimdi yollarımızı yapmalıyız.

Başkanlığınız Süresince Hayata Geçirdiğiniz Projeler Nelerdir?

Babaeski’de alt yapı bitti. Atık su kanalları, içme su kanalları, yağmur su kanalları, doğal gaz hatları tamamlandı. Elektrik, iletişim araçları yerin altına alındı.150 bin kişiye yetecek alt yapımızı tamamladık. Hızlı trenin geçmesiyle başlayacak olan göçe hazırlandık. 150 km içme suyu borusu döşedik, 150 km atık su borusu döşedik. 150 km doğalgaz borusu, elektrik, Telekom döşedik. Şimdi sıra şehri güzelleştirme, tarihi canlandırmaya geldi. Bunların dışında, kurslarımız var. Spor, el sanatları, kültür sanat kurslarımız var. Bir pazarımız var burada, Organik Pazar. Ufakta olsa vatandaşımız kendi bahçesinde ürettiği ürünleri pazarlıyor, profesyonel satıcı değiller. Evlerinde yaptıkları tarhanasını, eriştesini satıyorlar. Fatih Caddemizi renklendirdik. Kafelerimizin olduğu bu caddeyi boyadık, renklendirdik ve Renkli Yol dedik. Sinema Festivalimiz var ve bu yılda devam edeceğiz. Ama Babaeski’nin güzel bir Kültür Sarayı’na ihtiyacı var, bu eksikliğimiz var. Kültür etkinliklerimizi yetersiz salonlarda yapıyoruz bu yüzden bir sonraki hedefimiz Kültür Sarayı’mız. Ayrıca Babaeski’de yapılan bir Tarım Festivalimiz var ve bu Trakya’nın en eski festivali ama iki yıldır bunu gerçekleştiremedik. Bu yıl onu tekrar hayata geçireceğiz. 3-4-5 Ağustos’ta festivalimizi yapacağız.

Hayata Geçirdiğiniz Projelerden En Çok İçinize Sinen Hangisi?

İçme suyu. Osmaniye köyünden bir kaynak bulduk yerin 400 metre altından ve oradan gelen içme suyumuzun ph değeri 9 bu da dünya üzerindeki en temiz, arsenik oranı en düşük ve insan sağlığı için en iyi değeri olan sulardan biri. Ayrıca alt yapı çalışmalarımızda içme suyu kanallarımız değiştirdik ve o borulardan ne içiyorduk diye şaşırdık. Çünkü tamamı kireç tutmuş. Şimdi kireç, küf tutmaz yeni asbestsiz borularımızla ph değeri 9 olan suyumuzla temiz ve sağlıklı su içiyoruz. Bunu hayata geçirmek için çok sıkıntı çektik ama buna değdi. İçme suyu için çektiğimiz her sıkıntıya değdi.

Babaeski’ye İlk Kez Gelecek Olanlara Ne Tavsiye Edersiniz? Nereyi Gezmeliler, Ne Yemeliler?

Önce beni ziyaret etsinler. Kapımız herkese açık ve bundan memnuniyet duyuyoruz. Tarihi eserlerimiz var. Fatih Sultan Mehmet’ten, Bizans’tan kalma, Sultan Süleyman’dan kalan, Rumlardan kalma, Yunanlılardan kalma tescilli eserler birçok eserimiz var. Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalma ve hala faaliyette olan hamamımız var. Hamam olarak yapılan yapıyı hala yapıldığı amaca uygun olarak hizmet veriyor. Fatih Camii’miz var. Fatih sultan Mehmet İstanbul’u fethe giderken yapılmış ve balkan harbinde zarar görmüş olmasına rağmen minaresi hala aynı. Büyük Camii dediğimiz, Cedid Ali Paşa halk arasında bilinen adıyla Semiz Ali Paşa, Camii’miz var. 1572 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılmış. Selimiye’den sonra bölgedeki en büyük diğer eser. Yunanlardan kalma tarihi bir binamız var, İl özel idare binası olarak kullanıyordu, restore edildi ve gezilmesi gereken yerlerden biri. Babaeski’de sokakta gezerken bile tarihi görebilirsiniz. Festival alanımız var buraya da uğranmalı.

Biz Babaeski’de tarihi dokuyu korumaya özen gösterdik ve ilk amacımız ilk yapıldığı haliyle korumak, ilk yapıldığı amacıyla kullanmak ve korumak. Bunun için boyaları bile kendi orijinal renkleriyle yenilenir. Babaeski’de gezilecek çok yer var. Köftemiz, etimiz meşhur bunun dışında bir de peynirimiz var, denemeden dönmesinler.

Tarihi Dokuya Karşı Olan Bu Hassasiyetiniz Nasıl Gelişti?

Avrupa’yı gezdiğinizde onlar hem tarihi dokularını korumuşlar hem de modern şehirler yapılmış. Tarihi eserler geleceğe bırakılan en büyük miraslarımız bu yüzden, Avrupa’yı gezip tarihi korurken modern yapılarla gelişmiş olmaları , “tarihi korumayı da biliriz. Modern yaşamayı da biliriz” tavrındaki şehirleşmeleri beni çok etkiledi. Bizim Osmanlı’dan kalma çok güzel bir belediye binamız vardı eskiden ama yıllar önce yıkmışlar. Şimdi orada kaymakamlığımız orada, burada da eskiden çift merdivenli bir hükümet konağı vardı. Şimdi bu binayı yapmışlar yerine. Şimdi bunları geri getirme imkanımız yok, ancak sembolik olarak sahtelerini yapabiliriz, bunları canlı tutmak için. Ama keşke orijinalleri kalsaydı. Bugün şehrimizde gezerken gördüğünüz eserlerin çoğu Osmanlı’dan kalma tescilli eserler. Tarihi eserlerde kimlik var, o kimliğin bir duygusu var bu yüzden ayrıca hassasiyet göstermemiz gerekiyor.

Babaeski’yi 5 Yıl Nerede Görüyorsunuz?

Hızlı trenin gelmesiyle beraber hızlıca göç almaya başlayan ve herkesin güldüğü, samimi, yaşayan insanlarının mutlu olduğu kimlikli bir kent olacak. 5 yıl sonra Babaeski’nin yaşam kalitesi diğer şehirlerden çok daha yüksek olacak. Babaeski yeni bir yaşam merkezi olacak. 5 yıl sonra Babaeski’yi tanıyamayacaksınız.

Babaeski’den Arsa Almak İsteyenlere Neler Söyleyebilirsiniz?

Hem yatırım için hem yaşamak için arsa alsınlar.  Babaeski’de şu an arsa fiyatları uygun ama tren geçtikten sonra bu fiyatta bulamazsınız. Babaeski’den bir yer alın ve unutun. Elbet bir gün karşınıza çıkacak. Şimdi Babaeski’de imar planı revizesi yapılıyor ve bu da Babaeski’yi daha değerli hale getirecek.

Başkanla Özel

Sporla Aranız Nasıl?

Sporla aram maalesef, iyi diyemem. Ama şu an festival alanında bir yürüyüş alanı çalışması yürütüyoruz. Onu tamamladığımız zaman hanımımla beraber sabah yürüyüşü yapmayı planlıyorum.

Ailenize Zaman Ayırabiliyor Musunuz?

Politikaya girmekle aileme büyük haksızlık ettim. Hani bir çocuk 10 yaşında ayrı sevilir, 15 yaşında ayrı sevilir ama ben çocuğumu sıralı sevemedim, aylarca göremedim. Siyasetçi kendisine zaman ayıramıyor ki. Siyasetçilerin ailesi, toplumla paylaşmak zorunda.

Stres altında bir pozisyondasınız, Kendiniz nasıl rahatlatıyorsunuz? 

Aslında buna alıştım. Bazen stres ve gerginlik olmadığında yadırgıyorum. 96 yaşında bir annem var. Tek başına yaşıyor, ben de cumartesi günleri anneme gidiyorum. O gece orada kalıyorum. O gün inanılmaz mutlu oluyorum. Doğduğum, büyüdüğüm eve gidiyorum ve dinleniyorum.

Sosyal Medyayla Aranız Nasıl?

Çok fazla kullanmayı tercih etmiyorum. Bireysel hesabım yok. İyi kullanıldığında güzel ama kötü kullanıldığında tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Yararlı bir araç olarak kullanıldığı zaman varım ama yanlış kullanıldığını gördükçe geri çekiliyorum.

Mutfakla Aranız Nasıl?

Yemek yapmayı değil, yemek yemeği tercih ediyorum. Yemek yapmakla ilgili bir kabiliyetim yok. Yemek ayırt etmem, aram hepsiyle iyidir. Arkadaşlarla bir araya gelip sofra sohbeti etmeyi çok severim.

Hukukçu Olmanızın, Başkanlığınıza Katkısı Oldu Mu?

Kesinlikle oldu. Belediye Başkanı olmadan önce, Babaeski ve Pınarhisar Hazine Avukatlığı yaptım. Sonra Diyarbakır ve Gaziantep’te Hakimlik yaptım. Ondan sonra istifa ettim, serbest avukatlık yaptım. Daha sonrasında siyaset hayatı ve belediye başkanı oldum. Bu yüzden Hukukçu olmam, belediyeyi idare ederken bana çok büyük katkılar sağladı. Yöneticinin adalet duygusu önemli bir şey bununla beraber hukukçu olmanın verdiği yasa bilgisiyle daha dikkatli kararlar aldık. Hukuk herkese lazım, hukukçu olmayanlarda hukuk bilgisine sahip olmalı.  Ayrıca ben İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliğini bırakıp, hukuk fakültesine geçtim. Bir yıl İTÜ’de okuduktan sonra, teknik adamlığa yatkın olmadığımı düşündüm ve herkesin başarılı olacağı bir bilim dalı var diyerek hukuk fakültesine geçtim.

2013 Yılında Yaptığımız Röportajda Sinemayla İlgili Bir Sorumuz Olmuştu ve Şimdi Yenilemek İstiyoruz. En Son Ne Zaman Sinemaya Gittiniz?

İnanın yine hatırlamıyorum. Zannediyorum ki hala gitmedim. Artık film festivalinde seyrederiz.

Kırklareli  | 12.07.2017